
17. Yüzyıl gece işlenen faili meçhul cinayetler gümüş bir hançer her işlenen cinayet mahallinde bulunuyordu. İstanbul gece oldumu korkuya teslim oluyordu özelikle sur içi bölgesi ve eyüp tarafı sessizliğe bürünüyordu. Gecenin kasveti ve dar sokakların karanlığında insanlar artık ayak seslerinden bile korkar olmuşlardı. Bazı geceler gecenin karanlığına karışan bir acı çığlık sesi duyular sonra derin bir sessizlik hakim olurdu. Sabah hava aydınlanınca dönemin bekçileri olay yerine ulaşınca. Her seferinde yeni bir cinayet işlenmiş ve adeta tarihe gümüş hançer cinayeti diye geçen olay yaşanmıştı çoktan. Ve her işlenen istanbul gecelerindeki cinayet yerinde adeta bir imza niteliğinde bir gümüş hançer bulunurdu.
Karanlık Sokakların Gizemli Faili
On yedinci yüzyılın sisli İstanbul gecelerinde Galata sırtlarından sur içi sokaklarına kadar yayılan derin bir korku hüküm sürüyordu. Ay ışığının bile zorlukla aydınlattığı o dar geçitlerde insanlar ayak seslerinden çekinerek yürüyorlardı. O karanlık zamanlarda bazı geceler aniden yükselen çığlıklar sadece bir an duyuluyor ve sonra yerini mutlak bir sessizliğe bırakıyordu. Şehrin muhafızları şafak vaktinde olay yerine ulaştıklarında karşılaştıkları manzara her defasında aynı soğukkanlılığı taşıyordu. Kurbanların yanı başında parıldayan o gümüş hançer cinayetin imzası gibi duruyordu. İmza kime ait idi bu işlenen cinayetler rastgele bir cinayet miydi yoksa seçilmiş kişiler’mi öldürülüyordu.

Çözülemeyen Olayların Sırrı
Karakterleri ve sosyal statüleri birbirinden tamamen farklı olan kurbanların ortak noktası sadece bu soğuk metal silahla hayatlarını kaybetmeleriydi. Dönemin kadıları ve zaptiyeleri iz sürmeye çalışsalar da atılan her adım boşluğa düşüyordu. Gece işlenen cinayetler dizisi o dönemde halk arasında farklı söylentilerin yayılmasına neden oldu. Bazıları bu eylemlerin saray içindeki çekişmelerden kaynaklandığını iddia ederken bazıları ise kadim bir tarikatın sessiz ayinlerinden bahsetmeye başladı. Ancak hiç kimse katilin kim olduğuna veya gümüş hançer silahının kime ait olduğuna dair somut bir kanıt bulamadı. Kanıt yok delil yok ama halk arasında aslında kulağa en yatkın gelen ise bir ritüel veya tarikat olması muhtemel gibi gözüküyordu.
Zamanın Ötesine Kalan İzler
O gece yarısı baskınlarının ardından günümüze sadece tozlu arşiv sayfaları ve şehir efsaneleri kaldı. Aradan geçen yüzyıllara rağmen o cinayetlerin ardındaki gerçek motivasyon hiç kimse tarafından ortaya çıkarılamadı. Gece işlenen cinayetler İstanbul tarihinin en büyük faili meçhul dosyası olarak varlığını korumaya devam ediyor. Bugün hala o dönemi araştıran tarihçiler o gümüş hançer simgesinin altında yatan gizli mesajları çözmeye çalışıyor. Ancak şehrin taş duvarları bu büyük sırrı sonsuza dek saklamaya kararlı görünüyor. Hala bu konuyu analiz etmek isteyen akademisyenler var sonuç çıkmıyor her varsayımın arkasında. Olay 17. yüz yılında yaşanmış kapalı bir gizemli dosya.
Osmanlı Döneminde Hangi Padişah Döneminde Yaşanmıştır
Bu konu tam bir kapalı kutudur o dönemde tam olarak hangi padişah tahta idi net değil sadece. Tarihin ışığında var sayım üzerinde yol alırsak. En akla yatan osmanlı padişahı IV Murad dönemine denk geliyor. Sebebine gelirsek olayın yaşandığı dönem geceleri işlenen cinayetler vardı. IV Murad osmanlı padişahı olduğu dönemde sokağa çıkma yasağı özellikler geceleri uygulamamıştır. Olaya buradan bakarsak aslında bu olay ile bağlantısı olabilirmi yorumlarda yazın tartışalım.