Ankara’nın Altında Tünellerin Sırrı Şehir Efsanesimi

Yazar Yorum Yap 140 views

Ankara’nın kalbinde, modern binaların ve bitmek bilmeyen keşmekeşin tam altında, şehrin en eski hafızasını barındıran Ulus saklıdır. Ancak Ulus sadece Roma Hamamı, Augustus Tapınağı ya da Cumhuriyet’in ilk yıllarını temsil eden görkemli yapılarla sınırlı değildir. Kulaktan kulağa yayılan, resmi kayıtlarda yer bulamayan ama Ankaralıların zihninde capcanlı duran bir “yeraltı şehri” efsanesi, Ulus’un altındaki o gizemli tünellerle beslenir. Neden mühürlendi neyi sakladılar hiç bir kayıt yok böyle bir labirent hakkında. Yoksa bu bir şehir efsanesimiydi halk arasında anlatıla gelen günümüze.

Ankara’nın Altındaki Labirent Efsanesi

Ankara’nın altındaki tüneller meselesi, basit bir altyapı ya da sığınak hikayesinden çok daha fazlasıdır. Şehir efsanelerine göre Ulus, adeta devasa bir köstebek yuvası gibi birbirine bağlı tünellerle örülüdür. Bu hikayelerin çıkış noktası genellikle Birinci Meclis, Ankara Valiliği ve kale altındaki mahzenlerdir. Rivayete göre bu tünellerden bazıları o kadar geniş ve muntazamdır ki, savaş zamanında devlet erkânının güvenli bir şekilde. Çankaya’dan Ulus’a, oradan da kaleye geçmesini sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Orada neyi saklıyorlar uzun yıllardır bunun varlığı halk arasında hala konuşulmaktadır. Bu tüneller gerçekten varmıydı yoksa bir altın arayan madencilerin bir anlatısımıydı. Veya aranan cevap varsa neden halka turizime kapatıldı içinde ne saklanıyorduda dünyanın gözünden kaçırmak için buralar hakkında hiç bir kayıt yok.

Tarihin Katmanları Arasında Kaybolmak

Bu efsaneyi bu denli “insan eliyle yazılmış” ve gerçekçi kılan unsur, bölgenin katmanlı yapısıdır. Ulus’ta bir temel kazısı yapıldığında altından Roma dönemine ait bir kanalizasyon sisteminin ya da Osmanlı’dan kalma bir dehlizin çıkması işten bile değildir. Ancak efsaneler burada devreye girer: İnsanlar, bu rastlantısal arkeolojik buluntuların aslında çok daha büyük, gizli bir ağın sadece görünen küçük uçları olduğuna inanmayı seçer. Ve günümüzde o bölgede devasa yapılar var şayet altta dehliz veya tüzel olsa bu binalar çökme tehlikesi yaşamazmıydı.

Bazı anlatılarda bu tünellerin Atatürk döneminde özel olarak kazdırıldığı ve olası bir kuşatmada meclisin tahliyesi için kullanıldığı söylenir. Bir diğer anlatı ise daha karanlık ve mistiktir; kale altındaki tünellerin Hititlere kadar uzandığı, bu dar yolların zamanla genişletildiği ve hatta bazı tünellerin sonunun Ankara Çayı’nın yataklarına açıldığı iddia edilir. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz diye bir deyim vardır türk ata sözü olarak. Evet kanatimiz araştırmalarımız bu yapının olabileceğini ama anlatılan kadar uzun uzadıya tünllerin varlığı soru işaretidir.

Neden Bu Sorular Hep Cevapsız Kalıyor

Ulus’un altındaki dehlizlerin en büyük gizemi, hiçbir zaman tam anlamıyla bir haritasının yayınlanmamış olmasıdır. Belediye işçilerinin tadilat sırasında girdiği ve sonu görünmediği için geri döndüğü” tüneller, yaşlı esnafın biz çocukken buradan girer, öbür mahalleden çıkardık dediği ama artık betona gömülmüş girişler, bu gizemi diri tutar. Resmi makamlar genellikle bunların eski su yolları ya da sığınaklar olduğunu belirtse de, bu rasyonel açıklamalar Ankara’nın o gri ve puslu kış akşamlarında anlatılan dehliz hikayelerinin çekiciliğine asla yetişemez. Yani yetkili merciler her nekadar bunlar yer altı su kanalları gibi sorulan sorulara yanıt versede. Gerçek halk arasında farklı anlatılmakta.

Şehrin Görünmez Ruhu

Ulus’un altındaki cevapsız tüneller, aslında Ankara’nın kendi kimlik arayışının bir yansıması gibidir. Modern bir başkentin altında yatan o kadim, karanlık ve bilinmez geçmiş, şehre gizemli bir derinlik katar. Belki de bu tünellerin en büyük işlevi, üstte akıp giden kaotik hayata inat, yerin altında sessiz ve kıpırtısız bir tarihin hala nefes aldığına dair o sarsılmaz inancı beslemektir. Bugün Ulus Meydanı’nda yürürken ayaklarınızın altında ne olduğunu bilmemek, o betonun aslında koca bir gizemi örten ince bir örtü olduğunu hissetmek, Ankara’yı sadece bir şehir değil, yaşayan bir efsane haline getirir. Bu bir şehir efsanesimiydi yoksa kimsenin bilmemesi gereken bir tüller ağımıydı. Yoksa gerçekten cumhuriyetin ilanından sonra burası devlet tarafından unutulmasımı istendi.

Sırra Kadem Basanlar ve Gizemli Kayıplar

Anlatılanlara göre 80’li yıllarda Ulus’taki bir restorasyon çalışması sırasında dehlize giren iki işçi, yanlarında sadece bir fenerle ilerlemiş ve bir daha onlardan haber alınamamıştır. Girişin ertesi gün alelacele betonla kapatılması ise içeride ne vardı? sorusunu bugüne kadar cevapsız bırakmıştır. Kayıtlara bu konuda rastlanmamış buda gizemi ve merak uyandıran bir olay olarak anlatılmıştır.

Sirperdesi okuyucularımızdan bu konu hakkında yorum bilgileriniz yorum kısmına yazarak bu gizli dosyanın aydınlatılmasına destek vermeleri bu bilinmezliğe ışık tutacaktır.

 

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz