
Taç Yapraklı Sırların Doğuşu

Topkapı Sarayının yüksek duvarları ardında zaman yavaş akar taş odalarda yankılanan her fısıltı taşlaşmış tarihin bir parçasına dönüşür. Belki saklanan sırlar bu vazoların şahitliğinde yaşanıyordu. Pencerelerden süzülen solgun İstanbul ışığı mermer havuzlara düşerken harem koridorlarında adımlar ses bırakmaz. Bu sessiz dünyanın en zarif tanıkları ise bülbül gözlü cam işçiliğinin en kusursuz örneği olan Çeşm-i Bülbül vazolarıdır. Ateşin ve ustanın nefesiyle şekillenen bu narin camlar sadece sarayın estetik zevkini değil aynı zamanda duvarlar arasında mahsur kalan yasak aşkları ve saray entrikalarını kaydeder.
Ateşin Gizemli Dili ve Bülbülün Gözleri
Venedikin karanlık atölyelerinden, Osmanlı coğrafyasına uzanan cam yapım sırrı. İstanbul’un usta ellerinde yeniden hayat bulur. Bir çok maharet isteyen ve ustalık eseri bu vazolar sarayın adeta dekor objesi gibilerdi. Eriyik cam hamurunun içine yerleştirilen ince beyaz çubuklar dairesel bir dansla bükülerek bülbül gözünü yani Çeşm-i Bülbülü meydana getirir. Her bir vazo aslında usta ellerin dökülen gözyaşlarını ve söylenmeyen sözlerini saklar. Haremde yaşayan kadınlar bu vazoların ardına gizlenerek en mahrem mektupları en tehlikeli itirafları birbirine ulaştırır. Camın kırılgan yapısı saraydaki hayatların ne denli pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatır.
Yasak Aşkların ve Gözyaşlarının Saklı Limanı
Gecenin en koyu vaktinde validelerin ve gözdelerin odalarında yakılan kandiller Çeşm-i Bülbül vazolarının üzerinden yansır. Padişahın gözünden düşen bir hasekinin ya da saraya tutsak düşen. Bir yabancı prensesin hüzünlü hikayesi bu vazoların derinliklerinde yankı bulur. Yasak bir buluşmanın saati bu vazoların içine bırakılan küçük bir notla belirlenir. Muhafızların devriye gezdiği saatlerde harem mermerlerinde yankılanan hışırtılar bu cam eserlerin şahitliğinde tarihin tozlu sayfalarına karışır. Osmanlı hareminde yaşanan yasak aşkın vesikaları buluşma notlarının limanı olmuş Çeşm-i Bülbül Vazoları.

Saray Duvarlarının Ötesine Sızan Hakikat
Zaman akıp gitse de Topkapı’nın seher yelleri o eski günlerin kokusunu taşımaya devam eder. Çeşm-i Bülbül vazolar bugün müze salonlarında sessizce sergilense de dikkatli gözler için hala bülbül gibi fısıldar. Sarayın o ihtişamlı ama bir o kadar da acımasız atmosferinde yaşanan yasak aşklar dökülen gözyaşları ve söylenmeyen cümleler bu narin camların kıvrımlarında sonsuza dek saklı kalır. Bu vazolar aşkı temsil ederken ama yasak aşkların buluşma notlarının güvenli limanı olarak o döneme damga vurmuş.
Çeşm i Bülbül Vazoları Hangi Padişah Döneminde Bulunurdu
Osmanlı sarayında bir imaparatorluk olarak bu vazolar 18. Yüzyılın sonunda III. Selim ve sonrasında 19. yüzyılda beykozda bulunan cam atölyelerinde yapılarak saraya getirilmiştir. Adına İse Çeşm-i Bülbül Vazoları Denilmiştir.
Osmanlıda III. Selim Döneminde Yaşanmış Vampir olayı.