Uzayın Yarım Asırlık Çığlığı Wow Sinyali Evrende Yalnız mıydık

Yazar Yorum Yap 28 views

Uzay sonsuz bir sessizlik gibi görünür. Ancak 1977’nin sıcak bir Ağustos gecesinde, o sessizlik öyle bir çığlıkla bölündü ki, yankısı tam yarım asırdır dinmedi. İnsanlık olarak evrende yalnız olup olmadığımızı sorduğumuz o büyük boşluktan, ilk ve belki de en net yanıtı almıştık. Ya da biz öyle zannettik. İşte sirperedesi.com okurları için, gökyüzünün en büyük gizeminin ardındaki o büyüleyici hikaye.

Sırrın Başlangıcı 15 Ağustos 1977

Ohio Eyalet Üniversitesi’nin Büyük Kulak radyo teleskobu, sıradan bir gece vardiyasında uzayın derinliklerini dinliyordu. Rutin veri akışları, bilgisayar çıktılarına sıkıcı sayı dizileri olarak dökülüyordu. Ancak saatler 23:16’yı gösterdiğinde, Yay Takım yıldızı yönünden gelen bir sinyal teleskobun alıcılarına çarptı. Bu, galaktik bir gürültü ya da sıradan bir yıldız kıpırtısı değildi. Tam 72 saniye boyunca süren, inanılmaz derecede yoğun ve dar bantlı bir radyo dalgasıydı. Sinyal o kadar güçlüydü ki, adeta karanlığın içinden biri bize doğru fener tutmuş gibiydi. O 72 saniye bittiğinde, sinyal bir daha asla geri dönmemek üzere sessizliğe gömüldü ve ardında insanlık tarihinin en büyük kozmik faili meçhulünü bıraktı. Radyo dalgası aslında bu sırandan bir frekans değil çünkü insan oğlu ilk iletişimini radyo sinyalleri ile yaptı. Diyebiliriz bu sinyalin kaynağı tam olarak çözülemese de o 72 saniye evrende yanlız olmadığımızı belki de açıklayan en somut tek delil olabilir.

Wow! İsmi Nereden Geliyor?

Günler sonra astronom Jerry Ehman teleskobun bilgisayar çıktılarını incelemek için masasına oturdu. Sayfa sayfa rakamları incelerken gözleri bir anda donakaldı. Bilgisayar, sinyalin gücünü ifade etmek için harf ve sayılardan oluşan bir kod dizisi basmıştı: “6EQUJ5”. Bu rastgele gibi duran kombinasyon, sinyalin sıfır noktasından başlayıp zirveye çıkışını ve yeniden yok oluşunu kusursuz bir simetriyle gösteriyordu. Ehman, şaşkınlığını ve heyecanını gizleyemedi. Kırmızı tükenmez kalemini eline aldı, bu altı karakteri daire içine aldı ve sayfanın kenarına tek bir kelime karaladı: Wow! Vay canına. İşte o gece masada atılan o küçük çığlık, insanlığın uzaydaki en büyük arayışının resmi adı haline geldi. Yani bir şaşkınlık heyecan anında söylenilen bir kelimeden bu sinyalin isim kaynağı oldu.

Sinyali Bu Kadar Gizemli Yapan Neydi?

Peki, neden yarım asırdır bu altı harfli kodu konuşuyoruz? Sinyali bu kadar gizemli ve ürkütücü kılan şey, onun kusursuz doğasıydı. Doğal uzay kaynakları pulsarlar, kuasarlar veya patlayan yıldızlar geniş bir frekans aralığında parazit yayarlar. Ancak Wow! Sinyali, tam olarak 1420 Mega Hertz frekansındaydı. Bu değer, evrende en bol bulunan element olan hidrojenin doğal frekansıdır. Bilim insanları yıllardır şu mantığı yürütüyordu. Eğer kozmosta başka bir akıllı uygarlık varsa ve bize. Biz buradayız demek isterse evrensel dil olan hidrojen frekansını kullanacaktı. Sinyal tam da olması gereken yerden olması gereken frekansta gelmişti. Dahası, sonraki günlerde, aylarda ve yıllarda aynı noktaya yüzlerce kez bakılmasına rağmen tek bir çıt bile duyulmadı. Sinyal arkasında hiçbir iz bırakmadan adeta bir hayalet gibi yok olmuştu. Uzaydan gelen bu frekans aslında belki dünyanın ve gezegenlerin hareketli olduklarını var sayarsak. Belki belli bir döngü sonrası buna benzer bir mesaj dünyamıza göndermeye çalışacaklardı. Evren çok büyük şöyle düşünelim çok uzak gezegenlerden bile günümüz teknolojisi ile uzaydan dünyamıza gelen mesajlar belli bir geçikme ile yaşanmaktaddır. Bu sinalde belki kim bilir kaç işık yılı uzaklıktan gönderildi. Kaç yılda veya kaç ayda dünyamıza bu sinyal ulaştı.

50 Yıllık Sır Çözüldü mü? En Güçlü Yeni Teori

Yıllarca bu sesin dünya dışı bir medeniyete, gelişmiş bir uzay gemisine ya da gizli bir askeri projeye ait olduğu iddia edildi. Ancak komplo teorileri bir yana, bilim dünyası sonunda bu sır perdesini aralayacak en güçlü kanıta ulaştı. Yakın zamanda ortaya atılan ve astronomi camiasını heyecanlandıran yeni bir teoriye göre, bu gizemli çığlığın arkasında uzaylılar değil, kozmik bir buharlaşma yatıyordu.

Veriler yeniden incelendiğinde sinyalin geldiği bölgede devasa bir soğuk hidrojen gazı bulutunun arkasında gizlenen bir magnetar aşırı güçlü manyetik alana sahip bir nötron yıldızı olduğu fark edildi. Teoriye göre, bu ani ve yoğun parlama, magnetardan çıkan ani bir enerji patlamasının, hidrojen bulutunu bir lazer gibi tetiklemesiyle oluşmuştu. Yani Wow! sinyali, aslında evrenin kendi kendine yarattığı devasa bir kozmik lazer parlamasıydı. Burada bilim insanları bir teori olasılık ve varsayımlar üzernden açıklamaya çalışmişlar. Ama biz sır perdesi gizzemli dosyalar için bu bir varsayım ve ön görüdür. Madem bu yaşandı yıllardır uzayı izleyip dinleyen bilim insanları neden ilk defa böyle bir şeye sahip oldular bize evrende yanlız değiliz.

Bu açıklama gizemi büyük ölçüde çözse de insanlığın içindeki o romantik arzuyu tamamen yok edemedi. Belki de o gece gökyüzünden gelen şey gerçekten sadece bir yıldızın çığlığıydı. Yada belki de birileri, biz henüz cevap vermeye hazır değilken bizi izleyip fısıldamıştı. Sır perdesi aralanıyor olsa da, Yay Takım yıldızı’na her baktığımızda o 72 saniyelik büyüyü hissetmeye devam edeceğiz. Burada da en gizemli konu yıllardır ilk defa böyle bir sinyal yakalanıyor ama bunuda bilim insanları kendilerince yorumluyorlar. Evrende Yanlız Değiliz.

#gizlidosyalar #uzaydakigizemler

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz