Antik Kaynakların İzinde Piri Reis Haritası

Yazar Yorum Yap 138 views

Piri Reis’in 1513 yılında ceylan derisi üzerine nakşettiği dünya haritası. Üzerinden beş asır geçmesine rağmen modern bilimin ve tarihçilerin uykusunu kaçırmaya devam ediyor. Coğrafi keşiflerin henüz emekleme aşamasında olduğu, Güney Kutbu’nun ise varlığından dahi haberdar olunmadığı bir dönemde ortaya çıkan bu eser.

Bu Dünya Tarihine Geçmiş Bir Keşifmiydi?

Sadece bir harita değil zamanının ötesinden gelen bir meydan okuma gibidir. Bu harita nasıl çizildi yüz yıllar geçmesine rağmen bu harita çiziminin gizemi tam olarak çözülememiş durumda. Sorular çok iddia çok olsada orta bir gerçek varki daha güney yarım küre daha tam bilinmezken piri reis bu haritayı bu keşifi nasıl başardı.

Buzun Altındaki Kıta Antarktika Paradoksu

Haritanın en çok tartışılan ve gizemini koruyan noktası, Güney Amerika’nın bittiği yerden itibaren doğuya doğru uzanan kıyı şerididir. Birçok araştırmacıya göre bu hat Antarktika’nın Kraliçe Maud Toprakları’nı temsil etmektedir. Ancak burada devasa bir çelişki yatar. Piri Reis’in çiziminde bu bölge buzlarla kaplı değil, açık ve net bir kıyı şeridi olarak görülmektedir. İşte çelişki o gün piri reis haritasında kıyı şeridinde buz yok iken bu gün buzulların olduğu görülmekte. Mevsimlermi değişti yoksa antartika kıtası buzulları mı o dönem arttı tam bir soru işareti.

Jeolojik veriler Antarktika’nın bu bölgelerinin en az altı bin yıldır buzlarla örtülü olduğunu göstermektedir. Bu durum, Piri Reis, insanoğlunun henüz var olmadığı ya da bu denli gelişmiş bir haritacılık tekniğine sahip olmadığı binlerce yıl öncesine ait kaynaklara mı ulaştı? sorusunu doğurur. Eğer harita buzun altındaki gerçek topografyayı gösteriyorsa, bu bilgi ancak modern sonar sistemleri ve uydu görüntüleriyle teyit edilebilen bir veridir. O haritada gözüken yerlerde buzların olmaması iki şey akla getiriyor. Birincisi haritayı doğru okunamıyor ikincisi ise şimdiki teknoloji insan oğlunu yanıltıyor.

Büyük İskender ve Antik Kütüphaneler

Piri Reis haritasının kenar notlarında bu eseri tek başına değil, yirmiye yakın farklı kaynaktan derleyerek oluşturduğunu açıkça belirtir. Bu kaynaklar arasında Kristof Kolomb’un bugün kayıp olan Amerika haritası, Portekizli denizcilerin rotaları ve en ilgi çekici olanı ise Büyük İskender dönemine ait olduğu söylenen Caferiye haritaları yer alır. Caferiya haritaları abbasi dönemine ait bir abbasi halifesi olan me’num zamanında kopyalandığı iddia edilen. Ve oradan büyük iskender zamanına ait bir haritadır. 

Bu noktada tarihçiler büyük bir gizemle karşılaşır. İskenderiye Kütüphanesi gibi antik çağın bilgi merkezlerinden günümüze sızan. Ancak resmi tarihin kaydetmediği çok eski haritalar mı vardı? Piri Reis’in kullandığı ifade edilen bu antik kaynaklar. Belki de buzulların henüz dünyayı bu kadar ele geçirmediği. Denizcilikte bugün hayal bile edemeyeceğimiz kadar ileri gitmiş kadim bir medeniyetten miras kalmıştı. Bu bize o dönemlerde buzulların bu günkü kadar olmadığını işaret eden bir delil veya var sayım olarak karşımıza çıkıyor. Kısaca yüz yıllar geçmiş olsa’da gizemini koruyan bir konu olarak karşımıza çıkıyor.

Küresel Ölçekte Matematiksel Hassasiyet

Haritayı sadece bir çizim olmaktan çıkarıp bir mühendislik harikası haline getiren unsur. Üzerindeki matematiksel hesaplamalardır. Harita, o dönemde bilinmeyen meridyen ve paralel kavramlarını hissettiren. Yerkürenin küresel eğimini hesaba katan bir projeksiyon tekniğine sahiptir. Kahire merkezli bir bakış açısıyla çizildiği anlaşılan bu projeksiyon, kıtaların gerçek boyutlarını ve aralarındaki mesafeleri hayret verici bir doğrulukla sunar. Bu haritanın gümüz teknolojisi ile neredeyse hatasız bir çizim olduğunu kabul eden günümüzde harita üzerine donanımlı bilim adamları kabul etmekte. Peki o dönemde nasıl böyle neredeyse kusursuz bir harita çizile bildi.

Bu kadar karmaşık bir verinin 16. yüzyıl teknolojisiyle sadece gemiyle yapılan. Gözlemlere dayanarak elde edilmesi imkansıza yakındır. Harita üzerindeki rüzgar gülleri ve yön tayin çizgileri denizcilik bilgisinin zirvesini temsil ederken. Aynı zamanda insanlığın unutulmuş bir geçmişe sahip olduğu teorilerini de beslemeye devam etmektedir. Bu konuyu derinlerştirdikçe bir çok teori varsayım ortaya atıl’sada hala anlam verile bilmiş değildir.

Günümüze Ulaşan Büyük Sır

Piri Reis Haritası, bugün Topkapı Sarayı’nın tozlu raflarından çıkıp dünya bilim tarihinin merkezine yerleşmiş bir muammadır. Buzsuz bir Antarktika kıyısı ve binlerce yıl öncesine dayanan kaynaklar, bizlere tarihin doğrusal bir çizgide ilerlememiş olabileceğini fısıldar. Belki de bu harita, sadece coğrafi bir belge değil, insanlığın ortak hafızasından kopup gelen ve keşfedilmeyi bekleyen kayıp bir uygarlığın son mesajıdır. Kayıp bir uygarlıkmı vardı günümüzde haritada belirtilen yerler buzlar ile kaplı iken. Piri reis haritasında buralarda buz yok kıyı şeridi açıkça görülmekte.

Sirperdesi.com okuyucuları sizlerde bu konuda araştırmalarınız fikirlerinizi bizimler yorumlarda paylaşın.

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz