Kuzeyin Gizemli Işığı Vikinglerin Efsanevi Güneş Taşı

Yazar Yorum Yap 57 views

Yüzyıllar boyunca okyanusların hırçın sularına hükmeden, haritaları ve pusulaları olmadan açık denizlerde binlerce kilometre yol kat eden. Vikingler, denizcilik tarihinin en büyük muammalarından biridir. Sisli Kuzey Denizi’nde, güneşi günlerce saklayan yoğun bulutların altında yönlerini nasıl bu kadar kusursuz bulabiliyorlardı? İskandinav efsanelerinde Sagalarda sıkça bahsedilen, bulutlu havalarda bile güneşin yerini gösteren büyülü bir Güneş Taşı Sólsteinn hikayesi anlatılır. Uzun süre bir denizci efsanesi olarak kabul edilen bu kristal pusula, modern bilimin ve arkeolojinin radarına girdiğinde ise ezber bozan bir gerçeklik kazandı. Bu taş nasıl bulutlu havalarda yön tayin ediyordu. Nasıl bir enerjiye sahipti. O dönemde böyle bir keşif özellikle açık denizlerde yön tayini nasıl başarıyorlardı hala tartışılıyor.

Efsaneden Laboratuvara Uzanan Yolculuk

Viking sagalarında, örneğin Kral Olaf’ın hikayesinde, gökyüzü tamamen kapalıyken bile kralın bir kristal vasıtasıyla güneşin konumunu hatasız belirlediği anlatılır. Modern tarihçiler yakın zamana kadar buna şüpheyle yaklaşıyordu ta ki kristal yapılar ve optik bilimi bu gizemi aydınlatana kadar. Bu nasıl bir kristal taştı bilim bunu nasıl yorumlayacaktı. Günümüzde bunca teknoloji var iken denizciler çok zorlandıkları anlar oluyurdur. Peki bu taş nasıl yön yapmalarına olanak sağlıyordu.

Bugün araştırmacılar, Vikinglerin bahsettiği bu taşın aslında İzlanda spatı kalsit kristali veya. Kordiyerit gibi doğada bulunan polarize edici mineraller olduğunu düşünüyor. Bu kristallerin en büyük özelliği ışığı çift kırma (birefringence) yeteneğidir. Kristale gelen ışık iki farklı hatta ayrılarak kırılır. Eğer kristali gökyüzüne doğru tutup doğru açıya çevirirseniz, bulutların arkasından sızan ama gözle görülemeyen polarize ışık dalgaları kristal içinde eşitlenir. Vikingler, kristal üzerindeki iki görüntünün parlaklığının eşitlendiği noktaya bakarak, güneş tamamen saklanmış olsa dahi tam konumunu tespit edebiliyorlardı. Demek oluyorki yüz yıllar önce vikingler kristali yön bulmak için özelikle kapalı bulutlu havalarda tespit edip pratiğe dökmüşler.

Denizlerin Üzerindeki Optik Mucize

Kristal Yön Taşı Vikingler

Bulutlu veya sisli havalarda yön bulmak tam bir kabustur çünkü gün ışığı atmosferde dağılır ve yön hissini tamamen yok eder. Ancak güneş ışığı bulutlardan geçerken bile belirli bir polarizasyon desenini korur. İnsan gözü bu deseni algılayamaz, fakat İzlanda spatı algılayabilir. Bunu o dönemde bulmak kullanmak bile insanlık yaşamın her evresinde mutlaka bir çözüm bulduğunun ispatıdır.

Yön Tayininde İzlanda Spatı ve Kristal

Viking gemicileri muhtemelen ahşap bir düzeneğin içine yerleştirdikleri bu kristalin üzerine ufak bir işaret koyuyorlardı. Gökyüzüne doğru bakıp kristali çevirdiklerinde. Işığın yoğunluğunun değiştiğini ve belirli bir açıda iki odağın da aynı parlaklığa ulaştığını görüyorlardı. Bu çizgi, doğrudan gizlenmiş olan güneşin yönünü gösteriyordu. Ardından, güneşin o saatteki konumunu (güneş pusulası halkalarını) kullanarak tam kuzey ve güney yönlerini hesaplayabiliyorlardı. Bu yöntem, güneş ufkun altına indikten sonra, alacakaranlıkta bile inanılmaz bir hassasiyetle çalışıyordu. Dönemin denizcilik açısında baktığımızda en büyük gizemli olayı dene bilir.

Arkeolojik Kanıtlar ve Modern Deneyler

Modern Deneyler Güneş Taşı

Peki bu sadece teoride çalışan bir fizik kuralı mıydı, yoksa. Vikingler bunu gerçekten kullandı mı? 2002 yılında, Manş Denizi’nde batan 16. yüzyıla ait bir İngiliz savaş gemisinin Alderney batığı enkazında, seyir aletlerinin hemen yanında bir İzlanda spatı kristali bulundu. Bu keşif, pusulanın icadından sonra bile kristal teknolojisinin bir “yedek yön bulma aracı” olarak denizciler tarafından kullanılmaya devam ettiğini gösteren güçlü bir kanıttı. Pusulanın bozülması durumunda tedbir amaçlı bir kristal gemide bulunması o dönemin tedbirler aldığını gösterir. Daha yakın dönemlerde yapılan bilgisayar simülasyonları ve açık deniz deneyleri, Güneş Taşı yönteminin doğruluğunu test etti. Bilim insanları, tamamen kapalı ve sisli havalarda bile bu kristallerle yapılan ölçümlerin %90’ın üzerinde bir doğruluk payı verdiğini ortaya koydu. Vikinglerin üç ila dört saatte bir bu taşı kullanarak rotalarını güncelledikleri ve bu sayede Grönland’dan Kanada kıyılarına kadar sapmadan ulaşabildikleri anlaşıldı. O dönem teknoloji devrine göre aslında bilim vardı teknoloji yoktu keşifler ve icatların hayata yön verdiği bir çağ yaşanmış.

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz