Voynich El Yazması Tarihin Çözemediği Kitap

Yazar Yorum Yap 90 views

Tozlu Rafların Ardındaki Bilinmezlik

1912 yılıydı ve Wilfred Voynich İtalya’da bir Cizvit koleji kütüphanesinin en ücra köşesinde kaderini değiştirecek o nesneyle karşı karşıya kalmıştı. Yıllar sonra bu güne dek çözülememiş yeni tartışmaları beraberinde getiren bir kitap bulmuştu. Deri kaplı basit bir kitap gibi görünüyordu ancak sayfalarını araladığında karşısına çıkan görüntü modern dünyanın mantığını zorlayacak cinstendi. Henüz kimsenin okuyamadığı bir alfabe ve botanik kitaplarına girmesi mümkün olmayan garip bitki çizimleri karşısında donup kalmıştı. Bu el yazması tarih boyunca pek çok kriptoloğun ve dilbilimcinin rüyalarını süsleyen en büyük bilmeceye dönüştü. Bu kitap bir çok tarihçi bilim adamı eski tarih pröfösör’lerini heyecanlandırmıştı. Bugün bile o sayfalar arasında gezinen herkes aslında tarihin kendi üzerine çektiği o kalın sır perdesine bakıyor. Kimsenin anlamadığı bir dille yazılmış olan bu metin belki de hiç çözülmemek üzere tasarlanmış bir şifreler dizisidir.

 

Rönesansın Gölgesinde Saklanan Bir Sır

Kitabın karbon testleri 15. yüzyıla işaret etse de o dönem Avrupa dünyası için gerçek bir aydınlanma ile büyük bir karanlığın iç içe geçtiği bir geçiş süreciydi. İtalya Rönesansı sanatta ve bilimde büyük bir patlama yaşarken aynı zamanda gizli öğretilerin ve simyanın da ana vatanı konumundaydı. O dönem aslında adına rönesans densede bir çok yasak ve korkuyu barındıran karanlık yıllardır. Voynich el yazmasının üretildiği bu atmosferde bilgiye erişim oldukça kısıtlı ve bir o kadar da tehlikeliydi. Yazmanın sayfalarındaki o tuhaf bitkiler sadece bir doğa gözlemi değil belki de dönemin yasaklı tıp bilgilerinin ya da simyasal deneylerin görselleştirilmiş bir haritasıydı. İşte kitabın şifrelerini çözdüm diyenler çıksada akedemik ortamda kabul görmedi. O dönemin insanı dünyayı bugün bizim gördüğümüz gibi tek düze değil her an bir mucizeyle karşılaşabilecekleri gizemli bir yer olarak görüyordu. Bu yüzden kitabın yazarı bilgilerini açıkça yazmak yerine bugün bizim şifre olarak gördüğümüz bu görsel ve metinsel labirenti inşa etmeyi tercih etmişti. Yani bu kitabın yazarı aslında bir gün unutulacağını bildiğini isminin sadece bir kitap sayfasında kalacağını bildiği için yazar bilgisi yoktu.

İmkansız Bir Metnin Anatomisi

Voynich el yazmasını inceleyenlerin karşısına çıkan temel çatışma metnin. Bir insan elinden mi yoksa çok daha karmaşık bir şifreleme sisteminden mi çıktığı konusudur. Bazı araştırmacılar bu kitabın tamamen anlamsız sembollerden oluşan dev bir aldatmaca olduğunu. İddia ederken diğerleri içinde gizli bir dil barındırdığına yemin ediyor.  İşte bu tartışmalar ışığında bu kitap araştırıldıkça sorular cevapsız kalıyordu. Bilimin insanlığın merak ettiği neden bilinmeyen bir dil kullanıldı şifrelemeler yapıldı konusu idi. Sayfalardaki çizimlerin anatomik ayrıntıları ve biyolojik imkansızlıkları bu kitabın gerçek bir bilimsel çalışma değil de başka bir boyuta ait bir rehber olduğu teorilerini besliyor. Kriptoloji dünyasının devleri II. Dünya Savaşı sırasında kullanılan şifreleri kıranlar bile bu metnin karşısında eli boş döndü. Bilinen hiçbir dil ailesine benzemeyen bu yapı her geçen gün daha fazla meraklısını kendine çekmeye devam ediyor. Belki de sorun alfabeyi çözmeye çalışmamız değil bu kitabı yazan kişinin dünyayı bizimkine tamamen zıt bir mantıkla algılıyor olmasıdır. Bu kitap belki’de bir gizli cemiyetin veya inancın kimsenin çözmesini istemediği bir kitaptı.

Tarihin Sessiz Tanığına Veda

Voynich el yazması bugün Yale Üniversitesi kütüphanesinin koruması altında sessizce bekliyor. Bizler ise onun sadece kapağını aralayıp içinde ne olduğunu tahmin etmeye çalışan amatör kaşifler gibiyiz. Tarih her zaman yazılanlardan ibaret değildir bazen de. Yazılıp kimse tarafından okunamayan sessiz belgeler tarihin gerçek dokusunu oluşturur. Çok eski çağlara ait olan tabletler bugün çözülmüş olsa bile bu çözümü olmayan bir el yazması kitaptır. Voynich bizim kendi zihnimizin sınırlarını test eden bir ayna görevi görüyor. Belki de bir gün bu kitabın sırrı çözülecek. Ve biz yüzyıllardır yanı başımızda duran bir gerçeği fark edeceğiz ya da belki bu sır ilelebet bir muamma olarak kalacak. Tarihin tozlu sayfalarında asılı kalan bu bilmece insanlığın bilinmeyene duyduğu o kadim ve bitmek bilmeyen merakın en somut kanıtı olmaya devam edecek. Sizce de bazı sırlar sadece keşfedilmeyi değil sonsuza dek korunmayı hak etmiyor mu? 

Bu kitap yaklaşık 622 yıl önce yazıldığı söylenmekte bu güne dek kimsenin çözemediği bir el yazması kitap. O kadar bilinmezlik sır merak taşıyan bir kitap olması insanların o kitabı koruma altına alması bile bunu ispatlamaktadır. Şöyle daha geri gidersek ilk sistematik yazı mezopotam ya da sümerler tarafından kil tabletlere yazılmış ve bu tabletler büyük ölçüde çözülmüştür. M.Ö. 3200 Yılarına dayanmakta olması bu kitabı dahada ilginç kılmakta. M.S. 1404  İLE 1438 Yıllarında yazıldığı karbon testlerine göre anlaşılmaktadır. Yani bu yazı M.S. 588 Veya 622 yılına ait. Yani yazı m.ö bulunmuşken bu kitap m.s yazıldığına göre çok eski çağlarda yazılan yazılar çözüle bilmişken yaklaşık 600 yıl önce yazılan bu kitap çözülememiştir.

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz