Ukok Yaylası’nda Zamanın Durduğu Gün 2500 Yıllık Buz Bakiresi

Yazar Yorum Yap 49 views

Ruha Dokunan Keşif

Altay Dağları’nın binlerce yıldır insan ayağı basmamış en hırçın köşesinde. Zamanın adeta donup kaldığı bir yayla vardır. Ukok adı verilen bu ıssız coğrafya, kadim halklar tarafından gökyüzüne en yakın yer. Yani ruhların evi olarak kabul edilirdi. İşte modern dünyanın tüm ezberlerini bozan. O keşif, 1993 yılının kavurucu bir yaz gününde bu gizemli yaylada toprak altından çıkarıldı. Arkeolog Natalya Polosmak ve ekibi, bölgedeki sıradan bir mezar tepesini incelerken insanlık tarihinin en bozulmamış zaman kapsüllerinden birini bulacaklarını tahmin bile etmemişlerdi. Buldukları şey dünyada ses getiren bir derin tarihe uzanan hem tarihsel hem dini inanç larla dolu bir sırı belkide ortaya çıkartacaktı.

Buzdan Bir Lahit ve Zamana Direnen Beden

Kazı ekibi toprağı kazıp mezar odasına ulaştığında karşılarına çıkan şey taştan bir sandık değil. İçi tamamen buzla dolmuş devasa bir karaçam kütüğü oldu. Bölgenin yeraltı suları yüzyıllar önce bu mezar odasına sızmış. Ardından gelen aşırı soğuklarla birlikte içerideki her şeyi dev bir buz kalıbına çevirmişti. Heyecanla orada ne olabilirdi bir kütük ve tamamen buzla kaplanmış. O kütük oraya nasıl gelmişti içinden veya altında ne çıkacaktı. Arkeologlar günlerce sıcak su dökerek bu buzu santim santim eritmek zorunda kaldılar. Buz tabakası eriyip şeffaflaştıkça, iki buçuk milenyumdur gün yüzü görmeyen bir gizem belirmeye başladı. Genç bir kadın, sanki sadece birkaç saat önce uykuya dalmış gibi. İpek kıyafetleri ve tenindeki büyüleyici dövmeleriyle orada öylece yatıyordu. Bu kimdi neden o kadar yükseğe mezar odası yapılmıştı. Onu oraya gömenler neyi hedeflediler amaç neydi keşif yapılmıştı ama bir çok soru halen cevapsızdı.

Roma’dan Bile Eski Bir Dünya

Bu gizemli kadın tam yirmi beş asır boyunca yani yaklaşık 2500 yıl o karanlık ve donmuş odada yalnız başına kalmıştı. Oraya gömüldüğünde dünyada ne Roma İmparatorluğu henüz zirveye ulaşmıştı ne de bugünkü modern devletlerin esamesi okunuyordu. Milattan önce beşinci yüzyılda yaşayan bu kadın. Avrasya bozkırlarına hükmeden savaşçı ve göçebe kimlikleriyle bilinen kadim. Pazırık kültürünün bir parçasıydı. İskitlerin bir kolu olan bu medeniyet at sırtında yaşayan altına ve sanata hükmeden. Aynı zamanda doğanın ruhlarıyla konuştuğuna inanan gizemli bir halktı. İskitler bu kadın için dağın zirvesine bir mezar odası yapma gereği duydular. Bu bir ritüelmiydi yoksa bir belirsizliğe adanmış bir beden veya bir ruhmuydu.

At Sırtında Yaşayan Kadim Halk

Buz Bakiresi’nin o mezara konulma hikayesi ise derin tarihin en büyüleyici ritüellerinden birini barındırıyor. Genç kadın yirmi beş yaşlarında amansız bir hastalık yüzünden hayata gözlerini yumduğunda, halkı onu alelade bir törenle uğurlamadı. O, muhtemelen gökle yer arasındaki bağı kuran bir şamandı. Bedeni bozulmasın diye bitkisel özlerle mumyalandı ve kutsal Ukok Yaylası’na taşındı. Yanına öteki dünyada ona rehberlik etmesi ve onu koruması için eyerleri işlemeli altı adet safkan at kurban edilerek konuldu. Başına yerleştirilen altmış santimlik devasa keçe başlık, üzerindeki çin ipeğinden dikilmiş nadide giysi ve ağrılarını dindirmek için kullandığı kenevir dolu keseyle birlikte, yerin metrelerce altına, sonsuz bir kışın kollarına emanet edildi. Çevrede yapılan araştırmalarda böyle bir mezar bulunamaması bu kişin genç bir şaman olduğu ve toplumda deyer gören bir kişi olduğı idi. O bir prenses’miydi?

Sonsuz Kışa Bırakılan Emanet

Yorumlarda olayın sırını çözelim herkes fikrini yazsın veya tarih bilgisi olan bu konuya açıklık getirsin. Sizce altayların gizemli kadını kimdi?

İlginizi çekebilecek Gizemli Dosyalar

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz