Ankara’nın Roma Hamamı ve Kayıp Yeraltı Şehri Efsanesi

Yazar Yorum Yap 17 views

Gündelik hayatın koşturmacası içinde, Ulus’un kalabalık caddelerinden geçip Çankırı Caddesi’ne doğru ilerlerken. Yol kenarında sessizce zamana direnen devasa bir açık hava müzesi selamlar bizi. Ankara Roma Hamamı. M.S. 3. yüzyılda, İmparator Caracalla döneminde inşa edilen bu anıtsal yapı, bugün ilk bakışta sadece mermer sütunlar, taş kaideler ve tuğla yığınlarından ibaret görünür. Bir çok kişi oradan geçerken yerin altında yaşanmış hikayelerden habersizce geçip giderken.

Ancak Ankara’nın asıl gizemi, yüzeyde parıldayan bu taşlarda değil. O taşların altındaki karanlıkta şehrin kulaktan kulağa fısıldanan en büyük kentsel efsanesinde saklıdır. Günümüze dek ulaşan fısıldıların olması ve konuşulan şehir efsaneleri muamasını halla korumakta. Ankara’nın altı yüzeydeki gri memur şehri görüntüsünün aksine. Ucu bucağı belirsiz dehlizlerle ve kayıp bir yeraltı dünyasıyla mı örülü sadece bir şehir efsanesi  Gelin, Sır Perdesi’ni biraz aralayalım.

Ulus’un Altındaki Labirent Efsanenin Doğuşu

Ankara’da büyüyen ya da bu şehirde uzun süre yaşayan hemen herkes şu hikayeyi en az bir kez duymuştur. Roma Hamamı’nın altından giren bir tünel varmış, oradan Ankara Kalesi’ne kadar yürünebiliyormuş. Hatta efsaneyi biraz daha ileri götürenler, bu tünellerin hamamdan başlayıp Meclis binasının altından geçerek Dikmen’e, hatta Atatürk Orman Çiftliği’ne kadar uzandığını iddia eder. Zaman geçtikçe bazı yapılaşmalar tarihin izlerini silerken halk arasında belki çok eski yıllara dayanan belki bir çoğunun gerçek olduğu fısıltılar hala dolaşmak tadır.

Bu anlatılara göre, bugün üzerine binalar metrolar ve yollar inşa ettiğimiz modern. Ankara’nın tam altında, Romalılar döneminden kalma savaş zamanlarında sığınak olarak kullanılan komple bir. kayıp şehir bulunmaktadır. Peki, bu iddialar sadece fantastik bir hayal gücünün ürünü mü, yoksa her şehir efsanesinde olduğu gibi içinde bir parça gerçeklik barındırıyor mu? Sirperdesi.com bu konuyu hafife almadan derinlemesine araştırdı. Bu söylentilerin hala günümüzde ifade edildiğini gördük. Bizim kanımız bir şeyler ya saklanıyor yada çok önemsiz yer altı kalıntıları olduğu için açılmıyor.

Hypocaust Sistemi Efsaneyi Besleyen Gerçek

Her efsane üzerine kurulacağı somut bir zemine ihtiyaç duyar. Ankara Roma Hamamı efsanesinin somut zemini ise antik dönemin dahi mühendislik harikası olan Hypocaust (alttan ısıtma) sistemidir. Bugün hamam kalıntılarını gezdiğinizde toprağa dikilmiş yüzlerce küçük yuvarlak tuğla sütun görürsünüz. Antik dönemde bu sütunların üzerinde devasa mermer zeminler bulunuyordu. Sütunların arasında kalan boşluklarda ise hamamın dışındaki devasa ocaklarda yakılan ateşin dumanı ve sıcak gazı dolaşıyordu. Yani hamamı ısıtan aslında yerin altındaki bu labirent gibi uzanan boşluklardı. Hypocaust (alttan ısıtma) sistemi günümüzdeki ısıtma sistemlerine ilham olmuş sanki geçmişten gelen sistem günümüzde teknoloi ile harmanlanmış yerden ısıtma sistemine dönüşmüştür.

Bunun yanı sıra hamama tonlarca su taşıyan devasa su kemerlerinin yeraltı bağlantıları ve yüz binlerce insanların. Atık suyunu şehirden uzaklaştıran tonozlu insan boyundaki kanalizasyon hatları (cloaca) mevcuttu. İşte kazılar sırasında rastlanan ya da inşaat temellerinde tesadüfen açığa çıkan bu devasa antik tüneller, yıllar içinde kulaktan kulağa yayılarak “Ankara’nın altındaki gizli şehir” efsanesine dönüştü. Bu kalıntılar aslında geçmiş tarihin izlerini açığa çıkartsada neden daha detaylı araştırılmaya deyer görülmediği halkın merak konusu ve bir çok ankara şehir efsanesi’nin çıkma sebebi olmuştur.

Ankara Kalesi’ne Uzanan Gizli Geçitler

Efsanenin en heyecan verici kısmı Roma Hamamı ile Ankara Kalesi arasındaki o hayali bağdır. Şehir efsanelerine göre kale kuşatıldığında askerlerin gizlice su ve erzak temin etmesi, gerektiğinde şehirden kaçabilmesi için hamamın altındaki dehlizler kalenin derinliklerine bağlanıyordu. Aslında bu yapıların varlığı gerçek ise o dönemin yöneticileri yer altı tünellerini kendi can güvenlikleri için inşa ettirdikleri varsayımı çıkmakta.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Ulus ve çevresinde yapılan bazı resmi binaların inşaatlarında çalışan işçilerin. Yerin altında sonu görünmeyen odalar ve tüneller bulduklarına dair anlatılar yaşlı. Ankaralıların hafızalarında hala tazedir. Hatta bazı dönemlerde bu tünellerin güvenlik gerekçesiyle devlet eliyle beton dökülerek kapatıldığı fısıltısı, komplo teorilerini her zaman canlı tutmuştur. Bu tüneler tarihe bakınca kralların ve imparatorların kölelerinin yaşama alanı olması ile birlikte. Bazen sığanak bazen kaçış ve ikmal yolları olarak tasarlandığı’da bir gerçektir.

Bilimin Söylediği ve Sırrın Çekiciliği

Arkeologlar ve tarihçiler Ankara’nın altında Kapadokya’daki gibi devasa yaşamsal bir yeraltı şehri olmadığını net bir dille belirtiyorlar. Yerin altında bulunan yapılar Roma dönemine ait gelişmiş su yolları mahzenler sığınaklar ve hamamın teknik dehlizlerinden ibaret. Bu açıklamalar bile bazı gizemlerin üstünü kapatmaya çalışırken aslında Fısıltıların boş olmadığına ışık tutuyor. Yer altında sığınak mahsen su yolları buranın gerçekten büyük bir yerleşim alanı olduğunu ıspatlıyor. Ancak rasyonel açıklamalar ne derse desin şehir efsanelerinin büyüleyici doğası her zaman kazanır. Yorumlarda buluşalım konuyu derinlemesine tartışalım.

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz