Zamanın Eğrildiği Yeraltı Dehlizi Gilindire Mağarası

Yazar Yorum Yap 60 views

Anadolu toprakları adım attığınız her köşe başında yeni bir gizemle, kulaktan kulağa fısıldanan bir şehir efsanesiyle şaşırtır insanı. Ancak Mersin’in Aydıncık ilçesinde, deniz kıyısındaki o dar kayalık girişin ardında yatan hikaye, alışılmış hayaletli evlerden ya da gizemli gömülerden çok farklı. 1999 yılında bir çobanın kaçan kirpilerini takip ederken tesadüfen bulduğu Gilindire Mağarası, namıdiğer Aynalıgöl, son yıllarda internet forumlarının ve gizem meraklılarının en favori merkezlerinden biri haline geldi. Çünkü bu mağara hakkında anlatılanlar sıradan bir doğa harikasının çok ötesinde, doğrudan zamanın dokusuyla oynayan bir şehir efsanesine dayanıyor. Bu olabilirmi zaman durduğu sizce mantıklımı içeriye girince zaman uzun olsada çıkınca sanki çok zaman geçmiş gibi hissi yaşanıyor.

Saatleri Durduran Yeraltı Frekansı

Gezginlerin ve yerel halkın iddialarına göre Gilindire Mağarası’na giren insanların kol saatleri ve cep telefonlarının zamanlayıcıları bir süre sonra şaşmaya başlıyor. İçeride sadece yirmi ya da otuz dakika kaldığını düşünen bir ziyaretçi, gün ışığına çıktığında saatlerin çoktan akıp gittiğini, dışarıda saatler geçtiğini fark ediyor. Şehir efsanelerinin beslendiği ana damar da tam olarak burada başlıyor. Mağaranın derinliklerinde, fizik kurallarının bildiğimiz gibi işlemediği, zamanın dış dünyaya göre çok daha yavaş aktığı bir zaman kırılması yaşandığı ileri sürülüyor. Burada dikkat çeken konu bunu tek bir kişinin iddia etmediği o mağaraya girip çıkanların büyük çoğunluğu aynı iddialarda bulunmuştur.

Kulaktan kulağa yayılan bu teze göre yeraltındaki bu devasa boşluk, dünyanın manyetik alanını büküyor ve insan algısını tamamen felç eden mistik bir frekans yayıyor. İçeri adım atan herkes, daha ilk dakikalardan itibaren o tanıdık zaman kavramının ellerinin arasından kayıp gittiğini hissediyor. Bu bir maynetik alanmı yoksa orası belkide başka bir evrene veya yer altı varlıklarının bulunduğu yere açılan bir kapının dünyadaki son kapısı.

Aynalıgöl Paralel Evrene Açılan Kapı

Mağaranın en uç noktasında, deniz seviyesinin de altına inen o meşhur yeraltı gölüne ulaştığınızda bu efsanelerin neden bu kadar kolay zemin bulduğunu kendi gözlerinizle anlıyorsunuz. Gölün suyu o kadar berrak, o kadar hareketsiz ve o kadar cansız ki, yüzeyinde en ufak bir kıpırtı bile meydana gelmiyor. Tavandan sarkan milyonlarca yıllık devasa sarkıtlar bu durgun suya adeta bir ayna gibi yansıyor. Bu kadar berak ve adeta cam gibi hareketsiz bu su nasıl tepkimesiz bir şekilde durabiliyor. Zaman durduğu dedikleri bu yer altı gölü ile bağlantısı nedir.

Oraya bizzat gidenlerin anlattığı his hep aynı. Aşağı baktığımda suya değil, dipsiz bir gökyüzüne bakıyor gibiydim. İşte bu kusursuz illüzyon, mağara içindeki zaman sapması efsanesini besleyen en güçlü görsel kanıt olarak kabul ediliyor. İnsanlar buranın sadece bir göl olmadığını, zamanın donduğu ve belki de boyutlar arası geçişin yaşandığı gizli bir portal olduğunu fısıldıyor. Neresinin tavan neresinin zemin olduğunu ayırt edemediğiniz o an, zihninizin zamanı tamamen reddettiği an oluyor. Kafa karışıklığı göl aslında yerde olması gereken yerde olması gerekirken orada yaşşanan zihin karışıklığı gölün tavandaymış gibi bir izlenim vermesidir.

 

Gerçekle Efsanenin Çarpıştığı Nokta

Peki bilim dünyası bu şehir efsanesine ne diyor? Elbette jeologlar ve fizikçiler olaya çok daha rasyonel yaklaşıyor. Mağaranın dış dünyadaki ışık, rüzgar, ses ve sıcaklık değişimlerinden tamamen izole olması, insan beyninin biyolojik saatini altüst ediyor. İçerideki mutlak sessizlik ve hiç değişmeyen 22 derecelik sabit atmosfer, bizi dünyaya bağlayan referans noktalarını yok ediyor. Üstelik bu gölün altındaki sarkıtlar, son buzul çağındaki iklim şifrelerini barındırıyor. Yani bilim insanları için de burası bir zaman kapsülü ancak onlar bunu jeolojik anlamda kullanıyor. Bilim bu konuya bu şekilde yaklaşsada oraya girip çıkan insanlar pek itibar etmedikleri ve bu olay bir şehir efsanesine dünüşmüştür.

Yine de bu bilimsel açıklamalar, Gilindire’nin etrafını saran o puslu gizem perdesini aralamaya yetmiyor. Aynalıgöl‘ün o büyüleyici sessizliğine gömülüp tavanın yansımasında kaybolduğunuzda, bilimin teorileri bir kenara çekiliyor ve insan ister istemez o meşhur şehir efsanesine inanmak istiyor: Belki de zaman, gerçekten burada bir yerlerde eğriliyor ve Akdeniz’in bu derin dehlizinde durup bizi izliyor. O kadar muazam bir görüntü varki insan oğlunun doğada gördüklerine hiç benzemeyen bir görsel ve oluşumlar yansılanmalar. Bir çok kişi burası özenle seçilmiş bir yer burası bir başka boyuta giriş kapsının olduğu bi yerdir dedikleride konuşulur.

Gilindire Mağarasına Nasıl Gidilir

Coğrafi Konumu

Mersin merkezine yaklaşık 180 kilometre, Antalya sınırına yakın olan Anamur ilçesine ise yaklaşık 55 kilometre mesafededir. Mağara, Aydıncık ilçe merkezinin hemen 10 kilometre kadar doğusunda, deniz kıyısındaki Sancak Burnu civarında dik bir yamaçta bulunur.

Ulaşım

Mersin – Antalya otoyolunu D400 karayolu kullanırken Aydıncık ilçesi yakınlarında mağaranın tabelalarını görebilirsiniz. Ana yoldan ayrılan rota sizi deniz kıyısına doğru indirir.

Giriş

Aracınızı park ettikten sonra Akdeniz manzaralı dik bir yamaçtan, kayalara oyulmuş merdivenleri kullanarak deniz seviyesine doğru inerek mağaranın o gizemli kapısına ulaşırsınız.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz