Albasması artvin yöresinde oldukça yaygın bir inanışa göre gece uykudan göğüs kafesinde sıkışma ile ortaya çıkan bir tür gizemden bahsedeceğiz. Artvin coğrafyası yüksek dağları sık ormanları ve bulutlara değen yaylalarıyla sadece doğa harikası değil aynı zamanda kadim korkuların da yurdudur. İnsanların kendi evlerinde bile güven duyamadığı o karanlık saatlerde sisli vadilerden yükselen eski bir inanış bugün hala dilden dile dolaşır. Albasması olarak bilinen bu fenomen yöre halkı için basit bir sağlık sorunu değil doğrudan doğaüstü varlıkların hükümranlık alanına girişin sancılı hikayesidir. Halk arasında bu inanış yaygın olması o bölgenin albasması denen varlıkların yurdu olması inancı yatmaktadır.

Loş Odalarda Bekleyen Görünmez Davetsiz Misafir
Köy evlerinin tahta gıcırtıları arasında gece yarısı aniden başlayan bir ağırlık hissiyle uyananları anlatır yaşlılar. Göğüs kafesine binen tarif edilemez bir baskı nefes alışverişini kısıtlar ve kişi yerinden kımıldayamaz hale gelir. Bilim dünyasının uyku felci dediği bu durum. Artvin dağ köylerinde doğrudan alkarısının veya o bölgeye özgü karanlık varlıkların dokunuşu olarak adlandırılır. Loş bir lambanın ışığında odanın köşesinde bekleyen siluetler veya yatağın kenarına çöken görünmez bir ağırlık bu anlatıların merkezinde yer alır. Bu aslında bir çok yörede insanların başına gelen bir olay olduğu bilinmekte. Ama artvin yöresinde albasması oldukça yaygın bir durum olduğu için halka bazen tedirginlik ve endişe duymaktadır.
Kadim Bir Korkunun İzdüşümü Olarak Albasması
Bölge insanı için bu durum sadece uykuyla ilgili bir bozukluk değildir. Albasması dedikleri şey aslında geçmişin izlerini taşıyan bir hesaplaşmadır. Doğanın vahşi ve dizginlenemez olduğu dönemlerde insanlar bu tür olayları açıklamak için kendi efsanelerini yaratmışlardır. Burada özelikle yaşlılar ve doğum yapan kadınlar inanışa göre daha savunmasız olmalarından dolayı bu olayı hissederler. Özellikle lohusa kadınların daha savunmasız olduğu inancıyla birleşen bu efsaneler Artvin’in derin vadilerinde kuşaktan kuşağa aktarılarak bugüne kadar ulaşmıştır. Görünmez varlıkların insan dünyasına müdahale ettiği anlar olarak tasvir edilen bu anlar bir nevi sınırın ihlalidir.
Sır Perdesinin Ardında Gizlenen Gerçek

Modern zamanların rasyonel bakış açısı bu tür anlatıları reddetmeye çalışsa da. Artvinin köylerinde hala gece vakti dışarı çıkarken çekinen veya uykuya dalmadan önce bazı ritüelleri yerine getiren insanlar vardır. Örnek vermek gerekirse yatağa uyumaya girmeden önce okunan bazı dualar, yatakta sağ tarafına uyumak ve bir çok kişi okunmuş muska denilen şeyleri üzerlerinde bulundurması. Albasması bir şehir efsanesinden çok öte insanın bilinmeyene karşı duyduğu derin korkunun en somut ifadesidir. Sır perdesi aralandığında aslında karşılaşılan şey varlıkların kendisinden ziyade insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesidir. Artvinin puslu dağları bu kadim korkuyu yaşatmaya ve anlatılmaya değer hikayeler üretmeye devam ediyor.
Yayla Yolunda Kesilen Nefes ve Karşılaşılan Siluet
Artvin’in yüksek yaylalarında hayvancılıkla uğraşan yaşlı bir çobanın anlattığı hikaye bölgedeki anlatıların ne denli ürpertici olabileceğini kanıtlar niteliktedir. İşte bu yaşanmışlıklar ışığında halk arasında korkuların zirve yapmasına neden olmuştur. Çoban bir yaz gecesi sürünün başında beklerken çadırın içinden gelen boğuk bir hırıltıyla uyanır. Yerinden kalkmaya çalıştığında ise sanki üzerine koca bir kaya parçası oturmuş gibi göğsünün sıkıştığını hisseder. Ne kadar bağırmak istese veya kalkmaya çalışsa bile yerinden hareket edemez ve sesi çıkmaz. Albasması sona erince üzerinde büyük ülçüde bir yorgunluk sanki dünyanın bütün yükü o kişinin üzerinden geçmiş gibi hissetmesidir. Gözlerini zorlukla araladığında ise çadırın girişinde karaltı şeklinde bir siluetin hareketsizce kendisine baktığını görür. O an çadırın içindeki hava buz keser ve sadece o siluetin hırıltılı nefes alışverişi duyulur. Çoban dua etmeye başladığı anda siluet aniden dağılarak dışarıdaki sisin içinde kaybolur. Ertesi gün aynı noktaya gittiğinde ise çimlerin üzerinde normal bir insana ait olmayan garip ve derin izler bulduğunu yemin ederek anlatır. Bu olay bölgedeki pek çok kişiye göre sadece bir hayal ürünü değil dağların derinliklerinde yaşayan kadim bir varlığın yoldan geçenlere yaşattığı bir sınavdır.

Bilim Dünyası Albasması’na Nasıl Bakıyor
Bilim dünyası halk arasında albasması veya karabasan olarak bilinen bu durumu uyku felci şeklinde tanımlar. Bu konuya biraz piskolojik birazda bilimsel olarak uyku felci diye adlandırmaktadır. Uyku sırasında beyin REM evresinden uyanırken vücudun geçici olarak kas felci halinde kalması sonucu gerçekleşen biyolojik bir süreçtir. Bilinç açılmasına rağmen kasların kontrol edilememesi göğüs bölgesinde hissedilen ağır baskı ve nefes darlığı hissini yaratır. Beynin tam uyanamayan bölgeleri ise bu çaresizlik anını tehdit olarak algılayıp odadaki nesneleri karartı veya korkutucu siluetler olarak yorumlamaya başlar. Dolayısıyla yaşananlar tamamen nörolojik bir süreç olsa da insan zihni bu dehşet verici durumu kültürel kodlarına uygun şekilde doğaüstü olaylarla anlamlandırarak korkusunu hikayeleş’tirir. Kısaca Bilim ile olayı yaşayan halk ayrı bakış açılarına sahip olsalar’da artvin bu konuda bilimden ziyade halk arasında dolaşan şehir efsanelerine itibar etmektedir.
Artvin de Dğer bir Şehir Efsanesini Okumak İçin Tıkla Oku.