Bir Gecede Değişen Hayatlar Duplessis Yetimlerinin Çığlığı

Yazar Yorum Yap 95 views

Kanada tarihinin en karanlık ve derin izler bırakan sayfalarından biri şüphesiz Duplessis Yetimleri vakasıdır. Bu olay günümüzde bile hala konuşulunca insanları derin hüzüne boğan bir dram barındırır.   Gizemli dosyalar içinde yer alan bu trajik olay ilk bakışta sıradan bir bürokratik hata gibi görünse de. Derinlemesine incelendiğinde arkasında insan aklının sınırlarını zorlayan bir dram barındırır. Binlerce çocuğun hayatını karartan bu sürecin merkezinde dönemin. Quebec Başbakanı Maurice Duplessis ve onun yönetimindeki sistem yer alıyordu.

Sır Perdesinin Arkasındaki İsim Maurice Duplessis

Her şey yirminci yüzyılın ortalarında Kanada hükümetinin yetimhanelere ve akıl hastanelerine ayırdığı bütçe politikasını değiştirmesiyle başladı. O yıllarda devlet yetimhanelerdeki çocuk başına günlük çok küçük bir ödenek verirken akıl hastanelerinde yatan hastalar için bunun neredeyse üç katı fon sağlıyordu. İşte bu fon bir çok çocuğu hayattan kopartıp bir kobay olarak sağlıklı çocuklar üzerinde deneyler yapılmasına neden olmuştu. Maurice Duplessis liderliğindeki hükümet bu durumu devasa bir kazanç kapısına dönüştürmek için akıl almaz bir planı devreye soktu. Roma Katolik Kilisesi ile iş birliği yapılarak binlerce sağlıklı ve savunmasız yetim çocuk bir gecede sahte raporlarla zihinsel engelli ya da akıl hastası ilan edildi.

Yetimhaneden Akıl Hastanesine Uzanan Kirli Ticaret

Bu trajedinin kurbanı olan çocuklar hiçbir şeyden habersiz şekilde yetimhanelerden alınarak akıl hastanelerine nakledildi. Bir an içinde hayatları tamamen değişen bu küçük ruhlar artık birer hasta muamelesi görüyordu. İşin en can üzücü noktası çocukların kimsesiz olması ve devlet ve roma katolik kilisesi bu işin içinde yer alması olmuştur. Onları koruması gereken devlet ve din adamları çocukların hayatlarını bir gelir kapısına çevirdiler. Kurumların duvarları arkasında yaşananlar ise uzun yıllar boyunca bir sır perdesinin arkasına saklandı. Çocuklar sadece haksız yere hapsedilmekle kalmadı aynı zamanda ağır ilaç tedavilerine, acımasız deneylere ve bitmek bilmeyen fiziksel şiddete maruz kaldı. Onlara yardım etmesi gereken görevliler ve rahibeler sistemin birer çarkı haline gelerek bu vahşete göz yumdu hatta doğrudan dahil oldu.

Duvarların Arkasında Saklanan Acı Gerçekler

Yıllar geçip bu çocuklar büyüdüğünde ve seslerini duyurmaya başladığında toplum sarsıcı bir gerçekle yüzleşti. Duplessis Yetimleri olarak anılan bu grup uğradıkları haksızlıkları ve yaşadıkları işkenceleri dünyaya haykırdı. Ancak gerçeğin ortaya çıkması adaletin hemen tecelli edeceği anlamına gelmiyordu. Yani burada acıyı çeken hayatlarını kaybeden çocuklar oldu halk o dönem sistem yeterince karşı başarılı olmadılar. Devlet ve kilise uzun süre sessizliğini korudu ve sorumluluğu birbirinin üzerine atmaya çalıştı. Kayıtların birçoğu gizemli bir şekilde yok edilmiş veya tahrif edilmişti. Bu durum olayın ardındaki sır perdesini daha da kalınlaştırdı.

Sessizlik Duvarı ve Adalet Arayışı

Aradan geçen yıllara rağmen, Duplessis Yetimleri vakası tarih düzleminde tam anlamıyla kapanmış bir dosya değildir. 1940’lı ve 1950’li yıllarda bu zulme maruz kalan çocuk kurbanların çok büyük bir kısmı bugün artık hayatta olmasa da geride bıraktıkları adalet arayışı bir hafıza mücadelesine dönüşmüştür. Sorumluların neredeyse tamamı hiçbir ceza almadan ve hesap vermeden tarih sahnesinden çekilmiş, geriye ise kurumsal bir sessizlik kalmıştır. Bu karanlık dosya yirminci yüzyılın ortalarında gücün ve paranın insan hayatını nasıl hiçe sayabildiğini gösteren somut bir vesikadır. Yetimlerin çalınan çocuklukları ve o hastane duvarları arasında fısıldanan çığlıklar, üzerinden onlarca yıl geçse de insanlığın unutturmaması gereken tarihsel bir gerçek olarak yerini koruyor. Bazen insanların en güveneceği yerler devlet ve dini kurumların bile yozlaşıp amaçları dışına çıktıkları bir gerçektir. 

Bir başka gizemli dosya yazımızı okumak isterseniz tıklayın.

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz