Mu Kıtası Pasifik’in Derinliklerindeki Büyük Sır

Yazar Yorum Yap 71 views

Pasifik Okyanusu’nun uçsuz bucaksız suları yüzyıllardır sayısız efsaneye ev sahipliği yapıyor. Bu efsanelerin en büyüğü ve en çok tartışılanı ise şüphesiz. Mu Kıtası iddiasıdır. Burada yani Atatürk bile zamanında ilgilenmiş Tahsin Mayatek bu konuda görev vermiştir. İddiaya göre binlerce yıl önce bu okyanusun ortasında çok gelişmiş bir uygarlık vardı ve bir gecede sulara gömüldü. Peki bu iddia sadece bir hayal ürünü mü yoksa tarihin saklı kalmış en büyük gerçeği mi?

James Churchward ve Naacal Tabletleri

Mu Kıtası efsanesini dünyaya tanıtan isim İngiliz subay James Churchward oldu. Churchward Tibet’teki bir tapınakta bulduğu gizemli tabletleri incelediğini söyledi. Naacal Tabletleri olarak bilinen bu metinlerde Mu uygarlığının tarihi anlatılıyordu. Churchward’ın iddialarına göre Mu Kıtası yaklaşık 64 milyon nüfusa sahipti. Bu uygarlık bilimde sanatta ve mimaride döneminin çok ötesindeydi. Hatta bugünkü Mısır ve Maya medeniyetlerinin kökeni de Mu Kıtası’na dayanıyordu. Buradaki tabletler yok olan bir medeniyete nasıl ait olabilirdi burada bir çelişki var. Konu yok olan bir kıta aynı zamanda medeniyeti işaret ederken bu tabletler nereden ve nasıl geldiler tibete.

Atatürk’ün Mu Kıtası ve Köken Arama Çalışmaları

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk de bu konuyla yakından ilgilenmişti. Atatürk Türklerin kökenini araştırırken Mu Kıtası iddialarını inceletti. James Churchward’ın kitaplarını Türkçe’ye çevirtti ve üzerinde detaylı notlar aldı. Bu durum konunun sadece fantastik bir hikaye olmadığını ve ciddi şekilde araştırıldığını gösteriyor. Atatürk o dönemin en zeki liderlerinden birisi idi bu konu onun ilgisini çekmişse mutlaka bir dayanağı vardır. Mu kıtası Atatürk aslında bu konu atatürk öldükten sonra bilgi ve belgeler yok.

Modern Bilimin ve Jeolojinin Mu Kıtası İddiaları

Ancak bilim dünyası Mu Kıtası iddiasına tamamen mesafeli yaklaşıyor. Modern jeoloji ve levha tektoniği bilimi Pasifik Okyanusu’nun tabanında batmış bir kıta olamayacağını söylüyor. Kıtasal kabuk ile okyanusal kabuk yapısal olarak birbirinden farklıdır. Bilim insanları okyanus tabanında yapılan araştırmalarda büyük bir kıtanın varlığına dair hiçbir jeolojik iz bulamadı. Ayrıca bu büyüklükte bir karanın aniden batması devasa tusunami dalgalarına yol açmalıydı fakat o döneme ait böyle bir küresel iz yok. Yani bilim bu konuya mesafeli olması bu konun yok sayılacağı anlamı çıkmaz.

Yonaguni Buluntuları ve Su Altındaki Gizem

Buna rağmen Mu Kıtası gizem severlerin odağı olmaya devam ediyor. Yonaguni Buluntuları gibi su altı yapıları bu iddiayı destekleyenlerin en büyük dayanağıdır. Japonya açıklarında deniz altında bulunan bu devasa taş basamaklar bazılarına göre Mu Kıtası’nın kalıntılarıdır. Bilim insanları ise bu yapıların tamamen doğal aşınmalar sonucu oluştuğunu savunuyor.  Oradaki buluntular doğal oluşumlar olması ihtimali bir çok kişi tarafından gerçekçi bulunmuyur. Bu nedenle bilim ve tarihçiler bazı konularda fikir ayrılığı yaşıyorlar.

Pasifik’in Bitmeyen Sır Perdesi

Sonuç olarak Mu Kıtası iddiaları bilimsel kanıtlardan yoksun olsa da insanlığın kayıp geçmişe olan merakını canlı tutuyor. Mu gerçekten var oldu ve sulara mı gömüldü yoksa sadece eski kavimlerin sembolik bir anlatımı mıydı? Bu soru Pasifik’in derinliklerinde bir sır perdesi olarak kalmaya devam edecek. Bilim yok böyle bir şey dese bile insan oğlu bu konuya uzak durmuyor araştırma yapmaya devam eden bir çok bilim insanı hala araştırmalarına devam ediyorlar.

Etiketler

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz