Kırmızı Evin Altındaki Karanlık Tarsus Dosyası’nda Hiç Konuşulmayan Veriler

Yazar 2 Yorum 128 views

Mersin Tarsus’taki o meşhur 82 Evler Mahallesi‘ni diğer tüm arkeolojik alanlardan ayıran en büyük fark, kazma vuranların ellerinde fırçalar olan arkeologlar değil, uzun namlulu silahlarıyla nöbet tutan özel harekat polisleri olmasıydı. Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük  X-Files vakası olarak nitelendirilen bu olay, resmi raporlarda “birkaç seramik parçası” ile geçiştirilse de, sahadaki veriler bambaşka bir gerçeğe işaret ediyor. Devletin en gizli birimlerini sıradan bir mahalle arasına aylarca hapseden o gerçek motivasyon neydi? Bugün, dosyanın karanlıkta kalan teknik ve stratejik detaylarına iniyoruz.  Anlatılan ve yaşananlarının arasında kalmış gizemler sırlar ile dolu bir olay.

Teknik İmkansızlıklar Neden Sinyal Kesiciler Kullanıldı?

Kazı süresince bölgede yaşanan en büyük anomalilerden biri, mahalle genelinde uygulanan dijital karartmaydı. Sıradan bir define kazısında veya arkeolojik çalışmada görmeye alışık olmadığımız Jammer (sinyal kesici) cihazlarının aktif olarak kullanılması, akıllara çok kritik bir soruyu getiriyor: İçeride ne saklanıyordu? Jammer kullanımı genellikle iki amaçla yapılır; ya içerideki bir verinin dışarıya sızmasını engellemek ya da dışarıdan gelecek dijital bir müdahaleyi (uzaktan kumandalı cihazlar veya dinleme sistemleri) bloke etmek. İşte bu hala toplumda büyük bir soru işareti bırakmış zihinlere ne arandı ne bulundu veya bulunamadı.

Bununla birlikte, alana getirilen yüksek teknolojili yeraltı görüntüleme cihazlarının kapasitesi, basit bir temel kazısının çok ötesindeydi. Petrol aramalarında veya derin askeri sığınak tespitlerinde kullanılan bu radarların, sadece kırık saksı parçaları için oraya getirildiğine inanmak, mantık sınırlarını zorluyor. Bu teknolojik yığınak, yeraltında çok daha derin ve belki de metalik/manyetik özellikleri olan devasa bir yapının varlığını doğrular nitelikteydi. Tabi devletlerin sırları vardır her konu açıklanmaz. Bana kalırsa tarihin kırılma noktası olabilir bu kazı sonrası yapılan açıklamalar bir kaç sikke ve seramik parçaları bulundu. 

Jeopolitik ve Ezoterik Bağlantılar Neden Tarsus?

Tarsus’u seçen güç, sadece tarihi bir merakla hareket etmiyordu. Burası, dünyanın “le hatları” olarak bilinen enerji kanallarının kesişim noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Ezoterik ve batıni öğretilerde Tarsus, sadece bir yerleşim yeri değil, kadim dünyadan kalan enerji kapılarının muhafızlığını yapan bir merkezdir. Kazı alanının konumu, bu enerji hatlarıyla örtüştüğünde, olayın boyutu arkeolojiden çıkıp metafizik bir operasyona dönüşüyor. Evet bu iddialar çok dehşet verici heyecan uyandıran bir konu. Boyut kapılarımıydı yaksa ondan bile çok değerli olan neydi acaba bu kadar sıkı güvenlik önlemleri altında yapılan kazı.

O dönemde bölgede yaşanan istihbarat trafiği de bu tezi destekler nitelikteydi. Mahalle sakinleri, yabancı plakalı araçların ve araştırmacı kimliğiyle dolaşan ancak hiçbir medya kuruluşuyla bağı olmayan yabancı uyruklu şahısların varlığını defalarca dile getirdi. Farklı devletlerin istihbarat servislerinin, Tarsus’un altındaki o koridorun nereye çıktığını öğrenmek için adeta bir satranç tahtası kurduğu, bugün artık bir sır değil. Halk arasında istikbarat örgütleri vardı halla konuşulmakta halk arasında çok sıkı çalışma yapılmış halk içinde ne bulundu ne aranıyor diye belkide bu örgütler orada ne olduğunu zaten bildikleri için oradan ayrılmıyorlardı.

Cevaplanamayan Sorular Tonlarca Toprak Nereye Gitti?

Lojistik açıdan bakıldığında, Tarsus kazısı büyük bir muammayı barındırıyor. Aylarca süren, derin tünellerin açıldığı iddia edilen bir çalışmadan tonlarca hafriyat çıkması gerekirdi. Ancak mahallenin dar sokaklarında bu yoğunlukta bir kamyon trafiği hiçbir zaman görülmedi. Bu durum iki ihtimali doğuruyor: Ya çıkan toprak yeraltındaki mevcut boşluklara, yani başka tünellere depolandı ya da her şeyden gizlenen, çok daha profesyonel ve gizli bir sevkiyat rotası izlendi. Belki yer altında başka bir yere çıkan tünel ile o toprak taşınıp ve bir tarihi keşif veya buluş olduysa o şekilde oradan götürülmüş olasılığı akla gelen mantıklı bir fikir gibi duruyor.

Bu gizemli dosyanın en kilit ismi ise şüphesiz hayatını kaybeden polis memuru Mithat Erdal’dır. Erdal’ın ölümünden önce ulaştığı bilgiler ve sonrasında el konulan dijital verileri, kazının asıl haritasını oluşturuyordu. Onun ulaştığı şey sadece bir hazine miydi, yoksa ulusal güvenliği, hatta insanlık tarihini kökten sarsacak bir “geçit” miydi? Dijital verilerin içeriği hiçbir zaman açıklanmadı ancak Tarsus’ta atılan her adım, o kayıp verilerin izini sürüyordu.

Dosya Kapanmadı Sadece Arşive Kaldırıldı

Resmi raporlar bir şey bulunamadı diyerek dosyayı rafa kaldırmış olabilir, ancak 82 Evler Mahallesi’ndeki o evin gölgesi hala Türkiye’nin üzerinde duruyor. Alınan olağanüstü güvenlik önlemleri, kullanılan sinyal kesiciler ve yabancı istihbaratların bölgeye olan ilgisi toplandığında, Tarsus Dosyası‘nın basit bir kazı olmadığı aşikardır. Belki de orada bulunan şey, açıklanması halinde toplumsal düzeni, inanç sistemlerini ve bilinen tarihi yerle bir edecek kadar büyük bir gerçekti. Dosya aslında kapanmadı sadece bir sonraki emre kadar devletin en derin arşivlerine, “sir perdesi” arkasına kaldırıldı. 

Bu dosya belkide dünyada yıllar geçsede tartışılacak ve merak uyandıracak insanların zihninde yer edecektir. Sırperdesi.com okuyucularının bu konuda yorumu ne olurdu heyecanla yorumlarda buluşalım.

Etiketler

2 Yorum

  1. Avatar Ceylan Güldeniz

    Gerçekten gizem dolu bir yazı olmuş ama çok eksik var belki site yazarları bilinçli paylaşmadı. Onlar yazmadı biz yazarız düşüncelerimizi. Orda mutlaka açıklanmayan bir şey bulundu yazıyı okuyunca boyut kapısından söz ediliyor.

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL

Merhaba Atilla Gürbüz